Astronot olmak, uzaya gitmek, NASA

            Sevgili Nasa, 

Eğer gözlerim miyop olmasaydı beni yanına alır mıydın? Belki beni de bir modül içinde uzaya yollardın. Midem hemen bulanmasa, kapalı alanlar beni basmasa belki de bendim şimdi uzayda... Hayat yollarımızı kesiştirmedi ama kalbim hep sende kalacak. 

                                                                                                                      Sevgiler Ezgi



Böyle bir mektup ile gelip sizlere biraz uzay aşkımdan bahsetmek istedim. Astronot olmak belki başka coğrafyada doğmuş olsam benim seçmek isteyeceğim tek meslek olabilirdi. Aradığım heyecan, adrenalin üzerine bir de öğrenmek eklenince aslında yeme de yanında yat mesleği tam. Türkiye uzay konusunda çok geride maalesef. Bu yüzden Türkiye'de olup astronot olma hayali ile büyümek bana pek olmadı. 

Tahminen şu anda bu hayale sahip olan insanlar vardır. O insanlar büyük ihtimalle de NASA'ya gidip oradan uzaya çıkmayı düşünüyordur. Ki kesinlikle yapmalısınız. Ben yapamadım ama siz yapın. 

Astronot olamadık diyelim...

Astronot olmadım belki ama astronotlardan öğrenmemiz gereken şeylerin varlığından haberdarım. Bu insanlar yüksek riskli işlerde çalışıyorlar. Kalkış esnasında uzay roketinin bir sorun yaşama olasılığı 1/9'muş. Bu çok az gibi gelebilir ama diğer günlük hayat risklerine baktığımız zaman, kıyaslama ile bunun ne kadar çok olduğunu anlayabiliriz. 

Astronotlar bu kadar riski alırken tabi ki öyle körlemesine almıyorlar. Modüle binecek ve uzaya gidecek astronotlar arasında olmak için çok sayıda eğitimden geçiyorlar. Hem zihinsel hem fiziksel hem de psikolojik. Her anlamda çok iyi yetişmiş olmaları gerekiyor. Bu da yetmiyor beden sağlıklarını da her zaman en iyi seviyede tutmaya devam etmeleri gerekiyor. Buradan nereye geçeceğimi tahmin edersiniz.


 

Bu saydıklarım astronot olmak için geçerli ve gerekliyken aynı noktalarda kendimizi geliştirmek hayatın içinde bizi daha iyi bir konuma taşıyacaktır. Biz de bedensel sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Bizler aslında çok ciddi anlamda sporun hayatımıza verebileceklerinin seviyesini kavrayamıyoruz. Hareketli bir yaşam sürmek ömrünüzü uzatır, uzatmasa bile yaşadığınız yılları dinç ve sapasağlam geçirmenize yarar. Bu devletler için de önemlidir. Sağlık harcamalarını ciddi anlamda azaltacak bir yatırımdır. İngilizlerin buna bir lafı var, win-win. Hem siz kazanın hem devlet kazansın. Kazanamayan ilaç devleri olur. Bunun açıklamalı yazısı başka zamana kalsın.

Astronot diyorduk...

Bizler de okumalı ve öğrenmeliyiz. Beynimizin işleyişi ile ilgili yazılar yazıyorduk. Beynimizde bir bilgi aslında belirli bir nöron sekansı demek. Bir şey düşünmek o düşünme yolağındaki nöronların doğru sırada ateşlenmesi demek. İşte çok şey öğrenmek bu yolakları arttıracağı için sizler öğrendikçe beyin sürekli yeni bağlantılar kuracak, çok bağlantılı bir beyin de ilerleyen hayatta sizi Alzheirmer'a karşı koruyacak. Çünkü çok yol varsa beyin buradan hatırlamazken diğer taraftan hatırlar. Bir şekilde daha becerikli olmuştur. 

Bu beceri arttırılması için sizin aktif öğrenmeye devam etmeniz gerekir.  Bilgili ve aktif beyin astronotların bel kemiği. Bizim de öyle olsun. Kendinizi astronot olarak görün. Mesela onlar önce mekiklerin fiziğini öğrenip ardından aynısını Rusça olarak öğreniyormuş. Zaten astronotların çok öğrenmediğini savunacak biri yoktur herhalde. (umarım) 




Sonuç olarak...

Okumak ve öğrenmek, spor yapıp sağlıklı beslenmek kadar temel bir göreviniz olmalıdır. Beynimizi tembelliğe asla alıştırmamalıyız. Kendimizi tanımalı ve aktif bir şekilde daha iyi şeyler yapmayı seçmeliyiz. Ot gibi yaşamayalım. O kadar prefrontal korteks var, bari bir işe yarasın.

Yorumlar

Popüler Yayınlar