Korona'nın Türkiye'deki 1. yılı

Karantina başlayalı ve ülkemize korona virüs gireli neredeyse 1 yıl oldu. Bu süreçte hem kapandık hem açıldık. Açıldıkça da saçıldık. Kendimizden geçtik. Çok zor zamanlar geçiren ve hala da zor durumda olan insanlar var. Yakınlarını, sevdiklerini kaybedenler oldu. İyi bir şeyler yaşayan kişiler bir elin parmağını geçmez.




Bilgi Yığınları Karantinada Büyüdü

Yeni virüs olunca herkes bir şeyler uydurdu. Kimileri inandı, kimileri ise, ki bu kişiler aklı selim insanlar, bilimsel kanıtları bekledi. Tek bir makaleye inanmadı, saçma bir internet başlığına ise hiç inanmadı. Çifte kontrol etmeden hiçbir şeye inanmamak lazım zaten. Yalan haber, yanlış bilgi internetin her köşesini sarmış halde. Birkaç tıkla her bilgiye çok kolay ulaşabilecekken ve bizler mesut bir şekilde yaşayacakken birden masalın kötü cadısı interneti lanetledi. Bir anda her yerini yanlış bilgi sardı. 

Herkes bir şeyler söyler. Şimdi bir de her platformdan söylüyor. Gerçekten bu ifade özgürlüğü mü yoksa bilgi kirliliği mi? Bizler bir şeyleri paylaşırken, inanırken, ifade özgürlüğümüzü kullanırken birinin de bilgi alma hakkını kısıtlamıyor muyuz? Yanlış bilgiler ifade ederken bunun çizgisi nerede çizilecek? Bilerek yanlış haber yapan gazeteciler meslekten men edilecek mi? Ben o kişiye dava açabilir miyim? Haber vermenin aslında kitleleri yönlendirdiğini düşünürsek, gazetecilerin omuzlarında daha büyük bir sorumluluk yatıyor. Yanlış yapılan bir haber her şeyi yerle bir etme gücüne sahip oluyor. 


Ufak bir gezinti ile Kore'ye gidelim

Güney Kore seversiniz, sevmezsiniz, orası size kalmış. Fakat, şunu vurgulamak isterim; Güney Kore yapımı dizilerde başrol ne işte olursa olsun her seferinde itibarı, onuru, doğruyu yapma isteği sabit tutulur. Çünkü bunları birileri izlediği zaman o kişilerin mesleğine olan bağlılığı ve doğru işleri yapmak için uğraşması, yanlış yapanlara karşı durması gördükçe alışılan ve insanın beyninde kabul gören bir durum haline geliyor. Beyin buna adapte oluyor. Başrol iyi şeyler yaptıkça siz de ayna nöronlar onu yapıyorsunuz. 

Dizi diyip geçmemek lazım, biz aslında izlediklerimizin toplamıyız. Bana ne izlediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.



Kendimizi Nasıl Korumalı?

Laneti kaldırmak hala mümkün. Takip ettiğiniz kişileri dikkatli seçmelisiniz. Hatırlarsanız Oxford'un yaptığı araştırmada Türkiye'deki 2 haberden 1'inin hatalı olduğunu, en yanlış haber yapan ülke olduğumuzu söylemişti. Buradan size şunu önereceğim, siz de her iki okuduğunuzdan birine inanmayın. İnanmayın derken tamamen reddedin de demiyorum. Sadece hatalı olabileceğini düşünün. Günlük hayatta da bir insan bir şey derken karşı tarafı da dinlemek lazım diye düşünüyorum. Burada da başka haber kaynaklarına bakmak şart. 



Sizlere yanlış bilgiye maruz kalmamanız için bir de yabancı gazeteleri de takip etmenizi öneririm. Sonuçta yabancılar o araştırmada bizden daha iyi sonuçlar almış. Araştırmalara inanmak için de özel durumlar var. Her araştırma da aynı değil. Her meyve nasıl aynı değil. Her araştırma da birer meyve anlayacağınız.

Araştırmalarla ilgili başka bir yazı sözü vermiş olayım size. Bu yazımız bu kadar. Bilgilere bu kadar kolay ulaşabilirken hep yanlışlarına ulaşmayın. Kontrolsüz güç, güç değildir. 


Türkiye'nin 1. çıktığı yayın

İleri okuma için tıklayın

Yorumlar

Popüler Yayınlar